Kıymet bilir miyiz?

Kıymet bilir miyiz?

Kıymetini bil yavrum, derlerdi büyüklerimiz; o derin bakışlar, bilge ses tonunun ardında ne tecrübeler, ne pişmanlıklar, ne kırgınlıklar saklanırdı. Ya da biz ne olduğunu anlamadan ‘bunlar kıymet bilmez!’ diye postayı koyarlardı 🙂
Haksızlar mıydı dersin?

Neyin kıymetini bilmeli insan acaba?
Aldığı nefesin, sağlığın mı?
Henüz delirmemiş olmanın mı?
Sevdiklerinin mi?
Hayatta olmanın mı?

Hangi birini bilelim ayol !
Bütün bu koşturmacanın, kargaşanın, kötülüğün arasında yaşarken.

Henüz sahip olamadığımız bir sürü şey varken. İşimiz gücümüz yokmuş gibi duralım kıymet bilelim. Oldu!                                                                                                                   Neden daha zengin, daha güzel, yakışıklı, daha uzun ya da kısa, daha zayıf ya da kilolu, daha başarılı, daha da daha değilim?
Daha da daha olunca; daha mutlu, huzurlu, sevgi dolu, neşeli olabilir miyim?                  Ben daha bi ben olabilir miyim? Şimdi nasılım peki? Şimdiki benin kıymetini bilebilir miyim? Bilmeden nasıl ‘daha bi ben’ olabilirim?                                                                             Bir deneyelim bakalım neyin, nasıl kıymetini bilebilirim?

Kendinin kıymetini bil!                                                                                                       Ne güzel bir gülümsemen var farkında mısın? Sevdiğin şeyleri yaparken nasıl da parlıyorsun? Bazen hiç tanımadığın bir insana, bir çiçeğe, gökyüzüne, bir kedi yavrusuna bakarken kalbinden sonsuz bir sevgi yayılıyor, o küçücük bedenin tüm evrene yetebilecek sevgiyi nasıl taşıyor, şaşırmıyor musun?                                                                           Bunun kıymetini bile bilir misin?                                                                                       İşte bu sevgiyle sana bakan insanlar da var. Onları göremiyor musun?
Gözlerinin kıymetini bil, görürler, kulakların işitir güzel sesleri izin ver, yüreğin hisseder sevgiyi, kıymetini bilirsen eğer.

2016-08-21 17.45.18Kıymet bilenlerin kıymetini bil!                                                                                        Sen-Ben ayrımı yapmadan insana kıymet verenler de var. Vallaha :)Kendindeki kıymetin sende, sendeki kıymetin onda olduğunun farkındadır. Ne senden esirger, ne de kendinden, hayatı paylaşmayı bilir, sevmeyi, eğlenmeyi, hüzünlenmeyi, birlikte olmanın kıymetini bilir.
Güzel insanlar her yerde karşına çıkabilir, yeter ki uzakta olduğunda bildiğin kadar yanındayken de bil kıymetini, ki anlaman için uzaklaşman gerekmesin.

Kıymet bilmeyenlerin ……… ( boşluğu istediğiniz gibi doldurabilirsiniz 🙂
Yok yok. Onların da kıymetini bil. Kıymet bilmenin değerini hatırlattıkları için, kıymet bilmemenin insana neler yaptığını gösterdikleri için. Senin önce kendine kıymet vermen gerektiğini hatırlattıkları için.

Zamanın kıymetini bil!                                                                                             Şimdinin, şu anın kıymetini bil, her ne oluyorsa şimdide oluyor.                                   Hayatın telafisini sadece şu an yapabilirsin ne geçmişte ne gelecekte. Anın kıymetini bil.
Kendi hayatının kıymetini bilmek, kendini bilmek, değerlerinin, isteklerinin farkında olmak, hayatın hakkını vermekmiş.
Kendi kıymetini bilmek sadece kendine odaklı olmak değil, önce kendinin sonra etrafında olup bitenlerin farkında olmakmış.
Zihinlerimiz hızla koşturmak isterken, durmanın, durup ruhunun sesini duyabilmenin kıymetini bil.
Aşkın, Koşulsuz Sevginin kıymetini bil.                                                                       Dünyayı ayakta tutuyorlar. Her yan beton doluyken, bir boşluk bulup açabilen çiçeğin, sana göz kırpan, yüzünü güldüren, umudunu yeşertenlerin kıymetini bil.

Sebepsiz yere gülümsüyorsan, kahkaha atarken karnın ağrıyorsa, hıçkıra hıçkıra ağlıyorsan kıymetini bil.
Acı çekiyorsan, kalbin daha da büyümek, genişlemek, güçlenmek istiyor, izin ver ve kıymetini bil.

Hah tamam bildim! Kıymetini biliyorum deyince, oluyor mu acaba?                                     Aldığın her nefesin hakkını ver mesela, nasıl bir hayat yaşamak, nasıl bir dünya görmek istiyorsan etrafında, önce sen başla, harekete geç, küçücük de olsa bir adım at.                 Ağaçlar kesilsin istemiyor musun? Sen ağaç dik. Çocuklar ağlamasın istiyorsan, güldür onları. İnsanlar kötü mü davranıyorlar, sen nasıl olmasını istiyorsan öyle davran. Yalnız mı hissediyorsun, birine yalnız değilsin de, yanında ol, elini tut. İnsanlar insanları öldürmeye devam ediyorlar, çok acı biliyorum ve elinden bir şey gelmediği için, üzgün, öfkeli ve hatta hayatta olduğun için suçlu bile hissediyorsun. Sen yaşat, insanları yaşatmak için ufacık da olsa bir adım at. Hala nefes alıyorsan bir sebebi vardır mutlaka, hakkını ver, kıymetini bil.

Büyükler tam olarak bunları mı demek istemişlerdi acaba? Kim bilir? Şimdilik jetonlar buralara düştü 🙂 Arada düşen jetonların ve büyüklerin kıymetini bilelim o zaman.


 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir