Etiket arşivi: Yeterince Sevilmemiştik Sadece..Hepsi Bu !

Yeterince Sevilmemiştik Sadece..Hepsi Bu !

Yeterince sevilmemiştik sadece..

Ya da; bize yetmemişti..Her nasıl olduysa artık, bir türlü tatmin olamama durumu hakimdi sevgiden yana, mutsuzluğumuz, hırçınlığımız, sevgisizliğimiz bundandı.

Trafikte, metrobüste, metroda, takside, yolda, beklerken..kalabalık içinde kendimizle kaldığımız o anlarda..sessizlikte..herkes sadece yoldayken..araftayken..hiçbir yerde ve hiçkimseyken kaçacak yer yokken yüzlerimizden okunur hale gelen sevgisizlik hali. Tek tek bakıyorum yüzlere, başka bir şey var mı ? Yok ! Var aslında bir de maskeler..Ne kadar acıklı, ortak, gerçek ve basit aslında.O kadar insan etrafa bakar gibi görünür de kendine mi bakar? Kimin gözüne baksan ele verir kendini “yeterince sevilmedim“, “sevilmeye ihtiyacım var“, “gözlerime sevgiyle bakar mısınız lütfen“,  “bu adam/ kadın niye bana baktı ki şimdi ?“, “bir an bile olsa yeter“, “yorgunum“, “sevgiyle dokunulmayalı çok zaman oldu, nasıl bi şeydi ?” “unuttum galiba“, “kimse beni sevmedi“, “ben yeterince sevilmedim“…

Sevginizi nasıl alırdınız?

Yeterince sevilmediğini hissetmek ne gariptir. Gariptir çünkü; tam olarak bilemezsin yeterli miktar nedir? Herkes için yeterli bir miktar var mıdır? Bu bir tarif olsaydı eğer “alabildiği kadar sevgi..” mi diyecektik mesela? Kim ne kadar alabilir sevgiyi ? Alabiliritemiz ne ola ki, bir fikrimiz var mı? Ne kadar sevgi alırdınız? Ya da; sevginizi nasıl alırdınız acaba ?

“Hmm..şimdi beni çok sevsin, ama öyle böyle değil, yani her türlü hissettirsin istiyorum ama çok da bunaltmasın, üstüme gelmesin, darlamasın beni !”

“Dünyalaaaaar kadar çook sevsiinnn..”

“Mesela benim için ne yapabilir neleri göze alabilir, bunlar çok önemli..”

“Ya benim olsun ya kara toprağın..”

“Gözlerime öyle bir baksın ki, ben herşeyi unutayım, ayaklarım yerden kesilsin, zaten ben onu anlarım..”

Sevgi tariflerimiz ne kadar ilginç değil mi? Tarif etmeye çalışmak bile yeterince beyhude bir çaba..Herkesin tarifi kendine güzel ne de olsa. Ama ne olursa olsun vazgeçemeyiz biz, yine de tarif etmeye çalışalım almak istediğimiz sevgiyi, olmadı istemediğimizin nasılını tarif ederiz ama bir şekilde tarif ederiz, etmeliyiz çünkü kimse bilmiyor sevmeyi ! Peki ya biz ?

Bütün bu tarifler olurlar olmazlar peşinde koşarken biz napıyor olabiliriz, ettafımıza nasıl bakıyoruz, nasıl konuşuyor, nasıl ifade ediyor, nasıl dokunuyoruz, nasıl seviyoruz? Hani karşılıklı bir şeydi bu, tek taraflı olmaz mıydı? Karşılıksız? Bedelsiz?
O kadar çok bedel ödemiştik ki koşulsuz sevgiyi elde edebilmek için, bedellerimiz sevgi ölçüsü haline mi gelmişti yoksa?

IMG_0309

Bedelli Çıkıyormuş !

Tüm bu yorgun bedenler, yorgun yüzler, yorgun ruhlar biraz daha fazla sevilebilmek için ağır bedeller ödeyenlerdi..Yeterince ağır bedeller ödemişken ve durup dururken, yok yere, bir de sevmekle mi uğraşacaklardı? Zaten yeterince sevilmemişlerdi! Şimdi kim uğraşacaktı? Hakikaten biz niye yeterince sevilmedik ki ? Haketmedik demek ki, öyleyse haketmek için bedel ödeyelim, daha çok şeye sahip olalım, daha güzel görünelim, daha istenilen olalım, bedeli neyse ödeyelim yani! Yeter ki biraz daha sevilelim, azıcık da olsa yeter, yani bir süre, sonra daha çok, sonra daha da fazla, doyalım şu sevgiye artık, yeterince sevilelim, tatmin olalım. Yeter ama! Yetsin artık!

Yetsindi yetmesine de, yeter oranda hem fikir olamadık ki zaten. Yani şu koşulsuz sevginin bedeli konusunda bir anlaşabilseydik. Koşullu olan, bir türlü yetmiyor ya o bakımdan.. Koşulsuz sevmemişsindir ne demek? Kendimi bile mi ? Hiçbir beklenti, hesap kitap, şart şurt olmadan seversem mi? Önce kendimden mi başlamalıyız?

Yani kendimi sevmek için, bir başkasının beni sevme koşulundan vazgeçtiğimde..işte o zaman herşey değişecek mi?..Ben değişirsem, bakışlarım, duruşum, gülümsemem, herkes, dünya, benim dünyam mı değişir??

Bedelli çıkıyormuş onu beklesem?

Yoksa ben bi koşulsuzundan mı denesem bilemedim. Tercih senin diyorsun, her zaman olduğu gibi. Sadece şunu bil ki; yalnız değilsin, hem de hiç. Aksine sandığından çok daha kalabalığız. Saklanabildiğini, gizlenebildiğini zanneden kocaman bir kalabalık. Neredeyse dünya üzerindeki insanlar kadarız, en azından çoğunluğuz 🙂 Yeterince sevilmediğini düşünen, hisseden ve bu gerçekle yaşayan ! En iyi sen biliyorsun aslında senin yeterin ne? O yüzden başkasından bekleme, sen başla; kendini kabul etmeye, affetmeye, sevmeye. Bir insan nasıl güzel sever, nasıl güzel bakar, nasıl güzel davranır, dokunur hepsini sen başlat. Senin nasıl sevdiğin ilham versin diğerlerine de..Koşullar, bedeller olmadığında yetenin ya da yetmeyenin ne olduğu daha da netleşir belki.

Kendinden başla; ‘ Seni olduğun gibi kabul ediyorum..Seni Seviyorum..Koşulsuz Sevgiyi hakediyorsun..Sen değerlisin..İyi ki varsın..’

Her gün ‘yeterli’ miktarda ‘alabildiği kadar’ 😉