Etiket arşivi: Senin hayatın senin ödülün

Yoksunluk Yalanı

Yoksun olduğumuz öğretildi bize                                                                             Zihinlerimiz alıştı                                                                                                           İnandık, inanca dönüştü                                                                                           Kabullendik                                                                                                                   Kurban olduk..                                                

Güzel olan ayrıydı bizden..

Aşk ayrıydı                                                                                                                     Özgürlük
İnanç
Sevgi                                                                                                                                 Neşe
Bolluk Bereket
Umut
Güven…
Hepsi ayrıydı
Çünkü bizim bunlara ihtiyacımız vardı!
Bende olmayana ihtiyacım olur, öyle değil mi?
Bende yoksa yoktan da var edemeyeceğime göre, dışardan elde etmeli, bulmalıydım.
Yoksunluk hissi yiyip bitiriyordu işte.
Ben de sahip olmalıydım!
Benim ne eksiğim vardı ki diğerlerinden?
Yoktu bir eksiğim, işte bu saydıklarım dışında.
Özgürlük, sevgi, bolluk bereket, aşk, mutluluk, umut, huzur..
Yoktu bizde bunlardan
En çok da
Birliktelik ayrıydı
Çünkü biz birlikte, bir arada olamadık, olamazdık.

Mesela güzellikle bir arada oldun mu hiç?

20160916_190726Bir oldun mu?                                                                                                         Güzelliğin güzelliğe karışmasına izin verdin mi?                                                             Yoksa bir parça mı koparmak geldi içinden hep, saklamak, biriktirmek ?                               Ya bir daha göremezsem, hissedemezsem, yoksun kalırsam diye korktun mu?
Güzel ol dediler, güzel olmaya çalıştın biliyorum, güzel giyindin, saçını başını düzelttin, makyaj yaptın belki, filtreler falan 🙂
Ama o kadar emindin ki güzel olmadığına, güzel olmaya çalıştın..
Güzelsin diyenler oldu onlara da inanmadın, yok canım değilim dedin.
Ama güzel olmayı istedin.
Güzellikten ayrı olduğunu sandın, onu istedin.
Hayranlık, arzuya, arzu hırsa dönüştü ona sahip olmak istedin. Sende olmayana..

Sevgiden yoksun sandın kendini, sevgiye sahip olmak istedin.
Bolluk Bereket den yoksun olduğunu sandın, sahip olmak istedin.
Mutluluktan, umuttan, inançtan, yaratıcılıktan yoksunduk, muhtaçtık, sahip olmamız gerekliydi, bunun için her yol mubahtı.     Yazıktı bize, kimse istediğimizi vermemişti, o zaman biz almasını bilirdik!
Gerçekten yazıktı bize..
Çirkinleşerek güzelliğe sahip olabileceğimiz yalanına nasıl da inandık!
Kimdi bize bunu söyleyen?
Yoksun olduğumuzu bize söyleyen kim?
………….
Bu yalanı kim uydurdu?
Tam olarak hangi yalanın kurbanları olduk?

O kadar zaman koskoca bir yalana inanmış olan zihinlerimiz ilk başta direnebilirler. Gerçeğe inanmak yalana inanmaktan daha zor gelebilir.                                                           Olsun..Bir kere de aynanın karşısına geçip kendine ‘Kral Çıplak’ de.                              Hergün kendine tekrar ve tekrar nelerden yoksun olduğun yalanını söylediğini düşünürsen 10′ da 1 ‘ ini gerçeğiyle takas edebilirsin, başlangıç olarak.
O gerçek tam olarak ne mi?                                                                                           Tam olarak neden yoksun olduğunu düşünüyorsun?                                                         Bu sadece bir düşünce.                                                                                             Gerçek bu değil!                                                                                                         Gerçek ne mi?                                                                                                         Yoksunluk yalanına göre; olduğundan ayrı olduğuna inandırıldın.                                         Aslında Sen…

Mutluluk, neşe, aşk, inanç, umut, yaratıcılık, güven, merhamet, güzellik, özgürlük, denge, öz, koşulsuz sevgi ile birsin, tüm bunların ta kendisisin.

Şimdi bu gerçekle neler değişir?


 

Biraz duralım mı?

Biraz duralım mı?

Ne dersin?

Yorulmadın mı koşturmaktan?

Sürekli düşünmekten?

Hesap yapmaktan?

Kontrol etmeye çalışmaktan?

Sorgulamaktan ?

Yargılamaktan yorulmadın mı?

Ben yoruldum..

Zihnim önde ben arkada, nereye gittiğimin farkında olmadan yol almaktan..

Yoruldum.

Mutsuzluğun sebebini ararken, mutsuzluğun kendisi olmaktan.

Yoruldum.

Şu halimize bak !

Ama önce bir duralım mı?

Durmak zor geliyor biliyorum.

Ardında kocaman bir boşluk var çünkü.

Peki şimdi ne olacak diyen zihnin var.

Boşluğa alışık olmayan, alışık olmadığı için de deli gibi korkan.

Durmaktan; tanımlayamadığı, bilmediği, alışık olmadığından korkan zihnin.

Peki ya sen ?

İstediğin gerçekten bu mu?

Bir korkunun peşinden koşmak mı?..

Korkudan kaçmak değil, tam da o korkunun peşinden koşmak!

Yoksa neden durmadan koşasın ki?

Zihinsel bir koşu bu; bazen yerinden hiç kımıldamadan da koşabiliyorsun.

Düşüncelerin seni ordan oraya sürüklemesine izin veriyorsun.

Evet sen izin veriyorsun!

En çok hangi düşüncelerin peşine takılıyorsun?

En çok hangi düşüncelerin seni sürüklemesine izin veriyor olabilirsin?

……………………………………

20150713_184501

Bir an durursak nolur?

Biraz düşünmesek..

Biraz hesap yapmasak..

Kontrol etmeye çalışmasak..

Sorgulamasak..

Yargılamasak ne olur?

Olmuyor mu? Yapamıyor musun?

Gerçekten denedin mi?

Yoksa zihnin mi yine konuşan, yapamayacağını söyleyen?

Ah o herşeyi bilen zihnimiz yok mu?

Daha doğrusu her şeyi bildiğini zanneden,

Bütün cevapları bilen şirin şey 🙂

Madem bütün cevapları biliyor, o zaman seni hala mutsuz eden şey ne olabilir?

Yoksa zihninin bulduğu cevaplar seni tatmin etmiyor mu artık?

Gerçekten bu cevaplar tam olarak nerden geliyor?

Peki bu sorular?

Bu soruları soran ve bu cevapları veren tam olarak kim?

Biraz duralım mı?

Bi nefes alalım.

Belki de koşturup koşturup yerinde saymaktır mutsuzluğun sebebi.

Hep aynı soruları sorup aynı cevapları almak.

Hep aynı şeyleri sorgulamak.

Hep aynı hesapları yapmak.

Hep aynı şeyleri kontrol etmeye çalışmak.

Hep aynı yargılarda bulunmak.

Hep aynı yerde durmak, aynı şeylere tutunmak.

Yol aldığını sanırken, aynı yerde sayıyor olmak.

Akıntıya karşı kürek çekmek.

Akışta olamamak, An’a teslim olmamak olabilir mi?

Biraz duralım mı?

Biraz dinlenmek için.

Zihnimizde dönüp duran düşüncelerin ötesine geçebilmek için.

Asıl cevapları duyabilmek için.

Yenilenebilmek, değişebilmek, dönüşebilmek için.

Hayatın keyfini çıkarabilmek için.

Gerçekten yol alabilmek, hatta koşabilmek için.

Özgürleşmek için.

Akışta olabilmek için.

Zihninin ötesindeki Sen’le tanışmak için..

Biraz duralım mı?

Ne dersin?

Hayat bir ödüldür!

Hayatta karşımıza çıkabilecek en büyük zorluk kendi korkularımızla yüzleşmek, yaşayabileceğimiz en büyük tutsaklık kendi zihnimizin sınırlarıyken, ödülü de cezayı da dışarıdan almaya alışmış olmak, hayatımızın sorumluluğunu üstlenme, ona yön verme, yolalma, ilerleme ve dilediğimiz hayatı yaratma kabiliyetlerimizi unutmamıza neden olabilir. Kendi gücümüzün farkına varmak, onu hatırlamak, hakkettiğimiz ödülü yani kendi hayatımızı kendimize teslim etmek için hiçbir zaman geç değildir..Şimdi kendine bir iyilik yap; ödülünü kendine teslim etmek için harekete geç..Bu yolculukta yalnız değilsin, mutlaka elinden tutacak, gözlerine sevgiyle bakacak, seni kucaklayacak birileri vardır, yapman gereken teş şey kafanı kaldırıp etrafına bakmak; sevgiyle, inançla, umutla..Belki de etrafında yollarınızın birleşeceği birileri vardır, daha kuvvetli olmak için seni bekliyorlardır, kim bilir?

 

kupa secilen-06

 

Kupa Kişisel Gelişim ve Drama Merkezi, 2014 Aralık ayında hayatlarımıza birer ödül gibi girdi..Sonrasında kendiliğinden çıkıverdi bu slogan ‘Hayat bir ödüldür! Senin hayatın senin ödülün.’

Hayatlarımızın birer ödül olduğunu farketmemizle başlamıştı herşey..Kendi yolumuzda ilerlerken yollar birleşmiş, biz birlikte yürür olmuşuz kendiliğinden..Hayatın kendisi bir ödülken, yolda karşına çıkardığı insanlar da birer ödülmüş aslında. Birlikte yol almak ne büyük keyif ne büyük mutlulukmuş, birlikte inanmak, bir ken çok-çokken bir olabilmek.. Birlikten kuvvet doğar derler ya; o kuvvetin sevgiden, güvenden, inançtan, neşeden geldiğini deneyimlemek ne büyük ödülmüş..Aslında rakamlar, istatistikler, ünvanlar, sıfatlar, takdirlerden, alkışlardan öte, yüreğinin taa içinden gelen bütün bedenin ve ruhunda hissedebildiğin ve hesapsızca herkesle paylaşabildiğin şey gerçek bir ödülmüş..

IMG_3936
Demet Ulus, Özge İlker, Ayşe Burcu Eren Önen KUPA ‘da birlikte yol alıyoruz.. Sevgili dostlarım, ödüllerim..

Biz paylaşmak için yola çıktık..hatırlamak, hatırlatmak için..farketmek, farkettirmek için..çoğalmak için..çünkü ne kadar çok olursak o kadar Bir oluruz,..özümüzdeki sevgiye..gerçek potansiyelimize, ödülümüze ulaşırız..

Şimdi ödüller sahiplerine ulaşırken, bu mutluluğu paylaşmak o kadar keyifli ki, ailelerimiz, dostlarımız, arkadaşlarımız, henüz tanışmadıklarımız her an yeni bir keyifle KUPA’ya geldikçe biz daha da mutlu oluyoruz..Gelin birlikte hatırlayalım, farkedelim, paylaşalım, eğlenelim, keyfine varalım, öğrenelim, deneyimleyelim, üretelim, yaratalım, şu güzel ödülün tadını çıkaralım 😉

www.kupakisiselgelisimvedramamerkezi.com

www.facebook.com/kupakisiselgelisimvedramamerkezi

instagram / @kupakisiselgelisimdramamerkezi

twitter / @kupakgvdm