Etiket arşivi: Evren

Kendine iyi bak!

<

ကျွန်ုပ် ရေးမည်။

<

ကျွန်ုပ် ရေးမည်။

<

ကျွန်ုပ် ရေးမည်။

Kendine iyi bak!
Kusurlara ya da güzelliğe odaklanmadan. Olanı olduğu gibi görmeye başla.
Bu kimliğin, hatta kimliklerin ötesindekini, evet daha soyut olanı gör.
Zamanın, mekanın, zihnin sınırlarının ötesindekiyle tanış. Kendini yok sayan görmezden gelen illüzyona teslim olandan, yaşamaktan bıkan, ölümden korkandan, korkuyla beslenenden, korkudan korkandan tam da onun gözlerinden bak, onun gözlerine iyi bak!


Şimdi sende gizlenmiş evrene bak, güzeli çirkini, iyiyi kötüyü, yalanı doğruyu, karanlığı aydınlığı, varlığı yokluğu, her şeyi ve hiçliği barındıran kendine bak. Hem geçmişte hem gelecekte hem de şimdide olan, sukünetin, kabulun dinginliğine.. Sonlu bedendeki sonsuzluğa bak. Bilmediği zamanlardan yüklendiği, kimilerini bile seve taşıdığı acılara ve aynı zamanda tüm bunlardan özgür olabilene bak.

Kendine iyi bak!
Hem olabileceğin en yakından, hem de durabileceğin en uzaktan bak!
Seni apayrı tutan yerden yapayalnız bırakan mesafeye, yalnız, ayrı, öteki, tek olmanın tanımlandığı yerden bak, bütün bunlar ne demek, nereye, kime, hangi zamana, hangi gereksinime hizmet ediyorlar?
Şimdi de birarada, birlikte, çok, kalabalık, bir, biz olduğun yere bak.
Hangisi sen? Hangisi kim?
Hangisi senin gerçeğin?
Hangisi gerçek kıldığın, hangisi kaçmak istediğin, hangisi sınavın?
Gözünün görebildiğine ve henüz göremediğine şimdi yeniden bak.

Yargıları bir kenara bırak, gereklilikleri, olmazsa olmazları, öğrenilmişleri, ezberleri, zorunlulukları, sınırları, sorguları, şüpheleri, yükleri..bırak!

Kendin sanarak tutunduğun her ne varsa bırak! Kendinle ilgili görmeye alıştığın ezberin her neyse onu bırak! Kendini tanımlamayı bırak! Kendine seyirci olmanı engelleyen, kendinle bir olmana mani olan her türlü illüzyonu bırak! Onsuz olamam dediğin her ne varsa bırak! Bırakamam dediğin ne varsa bırak!

Sadece bak. Sadece seyret, sadece ol, kendindeki yokluğun en derinine bak, yokluğa hiçliğe bak! Görmekten çekindiğin, yüzleşmekten korktuğun, belirsizliğini tanımlayamadığın için yok saydığın yokluğun ta içine bak. En derinde, tam da vazgeçtiğinde varlığınla tanış.

Senden yansıyan ışığa bak, sonsuz potansiyeline, senden taşan evrene bak!
Tam da bu sınırlı bilinç, algı ve illüzyonun içinde, senin tarafından onurlandırılmayı bekleyen seni gör, ona bak.
Kendine iyi bak!
Kendine açılan kapı, evrene, oradan öteki sandığına ve bize ulaşır.
O yüzden kendine iyi bak!

Sen değişirsen…

Sen değişirsen n’olur?

Hiç düşündün mü?

Umudunu kaybettiğinde..Öfkelendiğinde..Çaresiz kaldığını düşündüğünde..sen değişirsen n’olur?

Hiç değişmek istedin mi gerçekten? Seni sen yaptığını düşündüklerinden vazgeçmeyi?

Bambaşka bir yolculuğa çıkmayı gerçekten istedin mi? Güvenli, bildik, tanıdık olmanın ötesinde kendini yeniden keşfetmeyi..

Peki ya değiştirmeyi istedin mi?

Hem de nasıl!..:)

İllallah dedirtenleri, alayına isyan ettiklerimizi nasıl da değiştirmek isteriz.
Kimse durup dururken, keyfi yerindeyken gelişmek, değişmek istemez. İsyan ettiren, canımızı sıkan, keyfimizi kaçıran, moralimizi bozan bir şeyler vardır ve biz bu durumu değiştirmek isteriz. Artık dayanamıyor, tahammül edemiyoruzdur.. Durumları, olayları, duyguları ve hatta insanları değiştirmek isteriz.. İlk etapta kendimizi değiştirmek öyle kolay kolay aklımıza gelmez. Çünkü bizde bi sıkıntı yoktur, biz doğruyuzdur, elimizden geleni yapıyoruzdur zaten.. Değişmesi gereken dünyadır, biz değil!..

 
Sen değişirsen, dünya değişir..
Sen değişirsen herşey değişir..
Hadi canım! Yok artık! Yani her şey bana mı bağlı? Koskoca dünya, sistem, insanlar, bu çarpık düzen bi benim değişmemi mi bekliyor? Ben kimim ki, koskoca okyanusta bi damla, çölde bir kum tanesi..

damla_61334
Evet öylesin, öyleyiz koskoca okyanusta birer damlayız sadece ve aynı zamanda bu okyanusun birer parçasıyız. Ondan ayrı, bağımsız, tek ve yalnız değiliz. Okyanusun özüyüz. Bir damlanın özü ne ise okyanusun özü de o. Bu koskoca evrenin bir parçası olduğumuzu, onunla bir olduğumuzu kabul etmek nasıl geliyor ?

 
Evreni olduğu gibi kabul etmek! Aynı zamanda kendimizi de kabul etmek değil midir? Reddettiğimiz, direnç gösterdiğimiz, görmek yada temas etmek istemediğimiz bir gerçekliği nasıl değiştirebiliriz? Kendimizle yüzleşmeden, evreni nasıl sorgularız? Hissettiğimiz bu çatışma, yaşadığımız çatışmaya, bizim gerçeğimize dönüşür. Okyanustaki damlanın, okyanusla çatışması! Senin gerçeğin bu mu? Böyle bakınca nasıl gözüküyor?

 
Peki ya değişmek, gelişmek ve dönüşmek ? Sihirli bir değnekle, bir anda hop diye olur mu? Keşkeee 🙂 Bu bir yolculuk.. Sonuca odaklı, başarmak, bitirmek, tüketmek için yola çıkmak yerine keyifle yol almanın keşfetmenin ve her an yeniden değişmenin, gelişmenin, dönüşmenin tadını çıkarabileceğin bir yolculuk.
Yine seçim senin..

Yol senin, tercihler senin..

Keyifli yolculuklar..