Etiket arşivi: çocuk

Aşkı düşünmek mi? Aşka düşmek mi?

Annen seslendi arkandan;                                                                                                    –Oğlum koşma düşersin!                                                                                             Baban sıkıca tuttu elinden;                                                                                                  –Kızım yavaş.. düşeceksin!                                                                                                     Düşme canın yanar..düşme bir yerini kırarsın..düşme üzülürsün..ağlarsın..düşme!

Sen ise; yüzünde kocaman bir gülümseme, belki de çığlık çığlığa koşuyordun.
Saçın başın dağılmış, üstün başın kimbilir ne halde. Düştün belki, belki canın yandı, biraz ağladın, ama kalktın tekrar. Kalktın çünkü keşfetmek gerekti, oyun oynamak gerekti. Koşarken rüzgarı hissetmiştin bir kere; saçlarını nasıl havalandırdığını, kulağındaki o sesi, tenindeki serinliği, bi daha nasıl vazegeçebilirdin ki? Sanki uçmuştun bir keresinde o çukurun üzerinden atlarken, öyle bi çığlık atmıştın ki duyduğun sese en çok sen şaşırmıştın. Kalbin ağzının içinde atıyordu sanki, ödün kopmuştu, nefesini kontrol edemiyordun ama gülüyordun bir taraftan kahkahalar atarak, bu harika birşeydi, tekrar yapmalıydın bir an önce..Koşmaktan vazgeçmeyen o çocuk gibi; canının yanacağını bile bile değil de canının yanma ihtimalinin ötesinde, rüzgârla dans etmenin peşine düşmeyeli ne kadar oldu?

özgürlük

Ne zamandır kabuk bağlayan yaraların geçmeyeceğine, geçse bile kötü bir iz kalacağına inanıyorsun? Kendini rüzgara bırakmaktan ne zaman vazgeçtin? Her deneyimin aynı olacağına nasıl ikna oldun? Deneyimlemekten ne uğruna vazgeçtin? Tam olarak ne, seni bu neşe, coşku ve merak dolu keşiften alıkoyan ?

Hayata güvenmekten, aşka inanmaktan, kendini tanımaktan nasıl oldu da korkar oldun? Düşmekten korktun, ‘Aşka Düşmekten’, bilinmeyene kendini bırakmaktan, acı dolu deneyimler gözünü korkuttu tabi. Ya tekrar düşersem, ya yine canım acırsa?

Aşka düştüysek çoktan?                                                                                                       
Ana rahmine düştüğümüzde, aşka düştük çoktan. Acıya düşmek de beraberinde geldi.     İlk kopuş ve sonrasında gelen suretler..Dünyaya geliş ise bambaşka bir kopuş ve düşüştü. Acıya rağmen deneyimlemeye geldiysek demek ki! Aşka düşmenin, acıya düşmek olmadığını, bununla birlikte, Acının; gerçek aşka düşme cesaretini gösterme yolunda en büyük sınav olduğunu deneyimlemeye geldiysek? Aşka düşmenin dönüp dolaşıp kendi içindeki dehlizlere düşmek olduğunu..Düşme eyleminin kendisine de aşık olunabileceğini..Düşmenin, kendinden geçmek olduğunu, kendini eyleme bırakmak, teslim olmak ve kaybolmak olduğunu..Her kayboluşun, yeni bir buluş olduğunu, her buluşun yeni bir keşife niyet olduğunu..Her niyetin yeni bir düşüş ya da vazgeçiş olduğunu..         Etrafında dolaşmakla, düşmenin bir olmadığını; tahmin etmekle, hissetmek kadar yakın ama farklı olduğunu..

ve herşeyden önemlisi; Aşka düşmek ile, bilmenin hiçbir alakası olmadığını..Düşmenin, zihnin ötesinde olduğunu, bilinemeyeceğini, tam da bu yüzden tanımlanamayan olduğunu,                                                                            Aşkın bilinmeyen olduğunu, herhangi bir düşünce ile sınırlandırılamayacağını,        Aşkın ‘olmak’ olduğunu..
 Şimdi….                                                                                                                       bütün bunları bilerek geldiğimizi,                                                                            hatta sırf bunu deneyimlemek için geldiğimizi,                                                         bildiğimizi unutup, hatırlamak için geldiğimizi..

Aşka düşmek için hayata düştüğümüzü..nasıl söylesem?